İLBER ORTAYLI’NIN DEFNİNDE AYRIŞMAK
Merhum İlber Ortaylı, Müslüman’dır. Ülkenin en tanınmış, saygı duyulan ilim adamlarından biridir. Zaman zaman yurt dışında üniversitelerde ders veren bir şahsiyettir.
İlber
Ortaylı, Fatih Camii Haziresi’ne defnedilmeyi bizzat talep etmedi; böyle bir
vasiyeti yoktu. Hatta Gelibolu’ya defnedilmeyi istediği yazıldı. Dolayısıyla
buraya defnedilme kararı, kendi isteği dışında gelişen bir durumdur.
Devletin
verdiği karar, yanlış bulunabilir. Memlekete zararı olan veya dine aykırı bir
icraat da değildir. Buna rağmen oldukça yüksek sesle itirazlar yükseldi:
"İlber Ortaylı oraya nasıl defnedilir?"
Orası nedir?
Kutsallığı nedir? Nihayetinde bir Müslüman mezarlığıdır; zamanla tarihsel bir
özellik ve ayrıcalık kazanmıştır. Yapılan defin işleminin Kur’an’a ve hadislere
aykırı bir yönü yoktur.
Ortay’lı
gibi düşünen milyonlar, bu dışlayıcı ve kırıcı tavırlar karşısında ürkmüştür.
Bu olumsuz yaklaşım, onu sevenler ile dindarların arasının daha da açılmasına,
fitnenin büyümesine zemin hazırlamıştır.
Oysa
dindarlar; aşırılıktan uzak, kendi işinde gücünde olan farklı kesimleri
kucaklaması, onlarla iletişim içinde olması gerekir. Elinden ve dilinden emin
olunan bir mümin profilini yaşayışlarıyla ve sosyal medyadaki paylaşımlarıyla
göstermesi gerekir.
Humeyni ve
ekibi 1979’da İran İslam Devrimi’ni gerçekleştirdi. Yıl 2026; aradan yarım asra
yakın zaman geçti. Bugün İran toplumu ikiye bölünmüş durumda. Bu da gösteriyor
ki; toplumsal meseleler tepeden inme kararlar ve dayatmalarla çözülmez. Maalesef
mollalar, İslam adına bizde ki cumhuriyetin kurulduğu zamanda ki dayatmacı
anlayışıla hareket etmişler, Şia’yı yayma ve milliyetçiliği öne çıkarma derdine
düşmüşlerdir. Bu tutum hem İslam’a hem de Müslümanlara zarar vermiş, dünyayı
ürkütmüştür. Bundan ders alınmalı, aynı hatalar tekrarlanmamalıdır.
Milyonlarca
Kemalist'in yaşadığı bir ülkede, onları yok sayarak iş yapmak mümkün değildir,
doğru da değildir. İç savaş veya toplumsal huzursuzluk gemiyi batırır; en büyük
zararı da yine İslam görür. Yapılması gereken, herkesin hakkını ve hukukunu
korumak; hislerine ve düşüncelerine saygı göstermektir. Geçmişi kurcalayarak
düşmanlığı körüklemekten vazgeçilmelidir. İkna ederek, ürkütmeden ve yapılan
işlerin onların da menfaatine olduğunu göstererek hareket edilmelidir.
"Şeriat
gelecek" diye bağırmaya gerek yok; anlatmaya ve anlaşılmaya ihtiyaç var.
Kur’an kanunlarının herkesin yararına olduğunun doğru bir dille anlatılması
gerekir. Bugün kendisini Kemalist olarak tanımlayanların büyük çoğunluğu
"Elhamdülillah Müslüman’ım" diyor. Ancak aldıkları eğitim ve çevre
etkisiyle dinen hatalı, hatta tehlikeli sözler söyleyebiliyorlar; çoğunluk bu
tehlikenin farkında değil.
Hz. Muhammed
(sav) Müslüman’ı tarif ederken; elinden ve dilinden diğer Müslümanların emin
olduğu kimse olarak tanımlar. İlber Ortaylı’nın defnine itiraz edenler; başta
ailesi ve akrabaları olmak üzere binlerce sevenini üzmüş ve rencide etmiştir.
Peygamber Efendimiz, münafıkların başı öldüğünde dahi oğlunun ricası üzerine
hırkasını vermiştir. Fatih Camii Haziresi, Efendimizin hırkasından daha mübarek
olamaz; merhum İlber Ortaylı da bir münafıktan daha kötü değildi. Bilakis,
Müslümanlığını açıkça beyan etmiş biridir.
Onun defnine
karşı çıkanlar, onun gibi düşünen milyonlarla nasıl iletişim kuracak, nasıl birliktelik
sağlayacaktır? "Güç bizde" mi diyorsunuz? Mollalar da öyle diyordu.
Unutmayın ki veren Allah, alır da. Nimet elinizden alınmaması için şükrünü
yerine getirin, emanetin hakkını verin.
Yorumlar
Yorum Gönder