Sayfalar

28 Aralık 2016 Çarşamba

İMAM-HATİP LİSELERİ IŞİDÇİ Mİ YETİŞTİRİYOR

            Mustafa İslamoğlu konuşmasında;” emin olun bu ilahiyat müfredatını değiştirmezsek bu imam hatip müfredatını değiştirmezsek, eğer rivayet edebiyatını Kur’an’a arz etmezsek, Kur’an’ın geçer not vermediklerini ayıklamazsak, vallahi el-kaide gitti, işid geldi değil mi,Taliban gitti el-kaide geldi değil mi?  İşıdde gider başkası gelir, föte gider, başkası gelir ..o gider öbürü gelir.Gelir oğlu gelir. …Eğer temelden mücadele edeceksek şiddetle, eğer terörle mücadele edecek, terörü üreten kaynağı kurutalım. Eğer o kaynak uydurulmuş din ise onu da kurutalım. Başka çaresi yok. Onun olduğunu görüyoruz. Ben ömrünü ilahiyat çalışmalarına adamış bir mümin olarak işin uzmanı olarak burada söylüyorum. Haykırıyorum. Yalvarıyorum. Yalvarıyorum. yani başka ne yapmam gerekiyorsa onu yapayım. Ama şu dini tedrisat müfredatına el atsınlar. Bu rivayetler orda dururken, bu gençler ureyneliler rivayatelerini okuduktan sonra, bu genci kim tutar. Allah Allah der yürür. Yani keserkende vahşi bir zevk alır. Zaten. Niye zevk almasın ki şimdi bunları dedim değil mi ? …(1)
Attığı Tweetinde de:“imam-hatip ve ilahiyat müfredatı değiştirilmedikçe bu memlekette geleceğin ışidçileri yetişmeye devam edecektir.” Demiş.
Müfredatların değişmesini istemesi normal. Ama gerekçesi çok kötü. Ve korkunç.
 Bu müfredatlardan ışid (daeş) doğduğunu söylüyor.
Bu ifadeleri dinleyen zanneder ki İHL ‘lelerin eğitimi Daeş zihniyetini doğruyor.
Bu ifadeleri dinleyen zanneder ki Türkiye’den Işide (daeşe) katılanların çoğunluğu imam-hatip ve ilahiyat mezunları.
İslamoğlunun iddiası böyle. Hem de yeminle söylüyor.
Araştırma mı yapmış. Hayır.
 Konuşmasında böyle bir dayanağı yok.
Veya yapılan bir araştırmaya mı dayanıyor ? Hayır
Gösterdiği böyle bir delilide yok.
Ama katılanlardan tespit edilenler bambaşka bir durum ortaya çıkarıyor.
Avrupa’dan gelenlerin çoğu yeni Müslüman olmuş. Dinini bilmeyen insanlar. Veya Avrupa’da yaşayan Müslümanların cahil çocukları. Hiç dini eğitim almamış, hatta serseri olmuş, uyuşturucu kullanan, gece hayatı olan, her türlü günahın içinde olan çocuklar.
Fehmi Koru bir yazısında, Türkiye’den giden bir genci anlatıyor. Raşit isim gencin, ODTÜ’de okuduğunu, sosyal biri olduğunu, yurt dışında kazandığı bursla doktora yaptığını, babasının doktor, amcası profesör, abisi bilgisayar mühendisi.
Koru soruyor; Raşit ve onun gibi Türkiye’den IŞİD’e katılmış olanlar..  ‘İslâm’ sözcüğü bulunan grubun bu iddiasını sorgulayacak kadar din konusunda bilgi sahibi midir acaba?
Astrofizikten anladığı kadar İslâm’dan da anlıyor mu?         
…………………….
Ve koru “IŞİD büyük çapta bir cahiller ordusu” diyor.
Pek çok örneği de arka arkaya sıralıyor.
Türkiye’de IŞİD yönlendirmeli eylemler gerçekleştirmiş olanların ….Batı’daki çok ses getiren IŞİD eylemlerine katılmış olanların hemen hepsi, bırakın İslâm konusunda ‘doğru’ ile ‘yanlışı’ ayırt edebilecek kadar temel bilgilere sahip olmayı, hayattaki şahsi tercihleri dinin ölçülerine vurulduğunda sırıtıyor…
Hırsızlık yapan.. bar işleten.. gayr-ı meşru ilişkiler içerisinde bulunan insanlar.. birdenbire ‘mücahit’ kisvesine bürünüp ‘şehit’ olma gayreti içerisine giriyorlar…
Nice’te kamyonunu kalabalığın üzerine sürerek 85 kişinin ölmesine yol açan Mohamed Lahouaiej Bouhlel, ailesi ve komşuları tarafından, dinle ilgisiz, içki düşkünü ve erkek sevgilisi olan biri biliniyordu.
Geçen hafta sonu Berlin’de yine aynı yöntemle ele geçirdiği kamyonu kalabalığın üzerine süren ve 12 kişiyi öldüren Anis Amri de, günlük hayatında ‘din’ bulunmayan biriydi ve birdenbire ‘şehit’ olmaya karar verebildi.
Bulundukları yerlerde işlerini-güçlerini bırakıp.. IŞİD’e katılmak için yola koyulanların durumu da çok farklı değil…
Suriye’de ele geçirilmiş IŞİD’e katılanların kökenleriyle ilgili binlerce belge, AP ajansı tarafından uzmanlara inceletildiğinde, ortaya çıkan tablo olağanüstü şaşırtıcı.
Katılanların yüzde 70’i, yani üçte ikisi, buna kulaktan dolma bilgilere sahip din hakkında. Yüzde 24 kadarı orta derece bilgili ve ancak yüzde 5’i İslâmiyet hakkında konuşabilecek durumda.
Yüzde 5…
Böylesine bir insan unsuruna sahip yapı.. kendisine ‘İslâm Devleti’ diyebiliyor.
Cihadi John’dan el-Muhacir’e…
İlginç olan, IŞİD içerisinde yer alan ‘mühtedi’ (sonradan Müslüman olmuş) kişilerin durumu.
‘Jihadi John’ adını hatırlıyor musunuz? IŞİD dünya gündemine ilk girdiğinde Jihadi John diye kendini tanıtan İngiliz aksanlı bir infazcıyı tanımıştık. Her gazeteci kellesi alınacağı zaman önce tepeden tırnağa siyahlar giyinmiş, yüzü maskeli John konuşur ve neden böyle bir eylem yaptıklarını anlatır, ondan sonra infazları yapardı.
James Foley, Steven Sotloff, David Haines, Alan Henning, Peter Kassig, Haruna Yukawa ve Kenji Goto adlı yabancıların kameralar karşısındaki ölümünden sorumludur ‘Jihadi John’ adıyla anılan infazcı…
Nerede şimdi ‘Cihadi John’, biliyor muyuz?
Bir gazete “O Abdel-Majed Abdel Bary adlı hip-hop şarkıcısı” haberini yaptı; ardından Abu Hussain Al-Britani ve Abu Abdullah al-Britani isimleri ortaya atıldı; sonunda o kişinin Mohammed Emwazi olduğu açıklandı.
Açıklandıktan kısa süre sonra da Rakka’da kendisini hedef alan bir insansız hava aracı tarafından vurularak öldürüldüğü duyuruldu.
Onun hemen yanı başında ‘Omar’ diye anılan bir Alman ‘mühtedisi’ olduğu biliniyor.
IŞİD’in ‘sözcü’ olarak bu ay başında atadığı kişi de bir ‘mühtedi’; adı John Georgelas.. ya da Yahya el-Bahrumi… veya Ebu Hasan el-Muhacir
Hangisini beğenirseniz..
Kökleri Girit adasına dayanan Yunan asıllı biri IŞİD’in yeni sözcüsü…
suruna sahip yapı.. kendisine ‘İslâm Devleti’ diyebiliyor.
Görevi bittiğinde o da kayıplara karışacaktır….”   2 
Hem İmam-Hatip ve hem de ilahiyat mezunu Koru, Işidin kaynağının başka yerlerde olduğunu söylüyor.
Ama islamoğlu, bambaşka söylüyor. Işıdın kaynağı İHL’ler diyor.
İddiasına göre İHL mezunları şiddet taraftarı olmalılar.  Cihad adı altında her türlü terörist eyleme karışan insanlar olmalılar.
Memleketin ve dünyanın başına bela kesilmiş insanlar olmalılar İmam-Hatipliler.
 Yıllardır eğitimin içinde olan İmam-Hatiplerden binlerce hatta on binlerce insan elinde silah dehşet saçıyor olmalılar.
Öyle mi ?
İmam-Hatip düşmanları, din düşmanları bile bunu demiyor. "Yobaz yuvası, yobaz yetiştiren okullar" diyorlar ama anarşist yetiştiriyor demiyorlar,diyemiyorlar.
1980 öncesi öldürülen 5 bin gencin katilleri İHL mezunları değiller.
Doğuda akan kanın sorumluları olan değil.
Ama islamoğlu, kendi imam-hatip mezunu olduğu halde, müfredatından geçtiği halde, şiddete cevaz veren eğitim olmadığını eğitilerek, yaşayarak bildiği halde "terör üreten kaynak " olarak görüyor.
Böyle olmadığı için çocuklarını bu okullara verdiği halde "terör üreten kaynak " olarak görüp,
acilen müfredatın değişmesini istemektedir.
Müfredatın değişmesi ayrı bir durum.
İmam-Hatiplerin ve ilahiyatların müfredatlarının Işıd (Daeş)  türü Müslüman yetiştirdiği söylemek apayrı bir durum.
İmam-Hatip ve ilahiyat müfredatları Işid türü cihad altında terör yapan nesiller  yetiştirmiyor.
İmam-Hatiplerde K. Kerim, Hadis, Tefsir, Fıkıh, Kelam, Akaid, Arapça, Dinler Tarihi, İslam Tarihi, Siyer gibi farklı dini dersler vardır.
Bu  ders kitaplarında Işıd türü Müslüman yetiştirecek  bilgiler yoktur.
Ve bu müfredatla asla Işid türü Müslüman yetişmez. Yetişmemiştir.
M. İslamoğlu kendi tarzının doğruluğunu savunmak için, kendi anlayışında ders kitapları yazılması için koskoca bir kitleyi karalamıştır. Töhmet altında bırakmıştır.
Işidde İmam-Hatipli varsa, imam-hatiplerde ki müfredattaki bilgilerden dolayı değil. Bilgi eksikliğindendir.
Yeterli dini bilgisi olmadığı için bu tür yapılanmalara gitmiştir.
Evet müfredat değişmelidir. Yanlış oldukları için değil.
Öğrencilerin ihtiyacı olmayan ve onlar için gereksiz olan ve hayatlarında hiç kullanmayacakları ve hemen unutacakları bilgiler olduğu için.
Müfredat değişmelidir. İmam-Hatip öğrencileri amel yönüyle eksikliğini motive edecek bilgiden yoksun olduğu için. Farzları tam anlatan ayet ve hadislere yer vermediği için değişmelidir. Müfredat amel yönünü geliştirecek şekilde değişmelidir.
Müfredat değişmelidir. Diyanetin ihtiyaç duyduğu bilgiyle donanması için değişmelidir.
Müfredat değişmelidir. Meselelerini, dinini asrın anlayışına uygun anlatabilecek şekilde olması için değişmelidir.
Müfredat değişmelidir. Geçmiş  bilgiyi kopyala-yapıştırdan vazgeçmelidir. O bilgileri yeniden günün anlayışına  ve ihtiyaçlarına göre değerlendirmelidir.
Yoksa İslamoğlunun istediği gibi sahih hadislere düşman yetiştirecek tarzda müfredat değişmemelidir.
1-23 Aralık 2016 Vahyin Işığında Terör ve Şiddete Bakış –Mustafa İslamoğlu Hilal TV