TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE DOĞRU (PKK-FETÖ)

 PKK, Kürtlerin haklarını savunma adına, silahlı eylemler yaparak ortaya çıktı. Binlerce insanı ve askerlerimizi şehit etti. Kendine bağlı binlerce militan da çatışmalarda öldürüldü. Ve militanları halen dağda, eli silahlı. Sonradan FETÖ diye isimlendirilen ise topluluk ise dine hizmet için ortaya çıkmıştır. Geniş kesimden de kabul görmüştür. 15 Temmuz darbesi sebebiyle hepsi FETÖ olarak suçlanmıştır. Ama PKK gibi eli silahlı değil.

PKK silahlı terör örgütüdür. Öyle doğdu, öyle devam etti. Ve halende silahlı bir örgüttür.

Devlet yetkilileri PKK’ya silah bırakma çağrısında bulundu. Önemlidir. Ülkemiz için, insanımız için çok önemlidir. Bir daha askerimizin kanı dökülmemesi, doğumuzun güvenliği sağlanması önemlidir. Askere evladını gönderen annelerin, içleri rahat olması, terhisini beklerken kabus yaşamaması, sıkıntılı, stresli bir şekilde evladını beklememesi önemlidir.

Devletin çağrısını PKK’lılarda kabul etti. İyi de oldu.

Ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasıdır. İnşallah gerçekleşir.

Sonradan FETÖ olarak isimlendirilen topluluk ise böyle değil. Silahlı bir örgüt olarak çıkmadı. Bu toplulukta silahta yok. Silahlı değil kitaplı bir toplumdu. Her şeyi kitaptı. Her şeyi eğitimdi. Bu çalışmalarıyla kitleleri, şöhretli insanları, devlet adamlarını da etkisi altına almıştı. Büyük bir kesim bu toplumu sevmişti. Güzel bir hizmet yaptığına inanmışlardı. Ve şaptıkları hizmetlere omuz vermişlerdir.

Çocukların en iyi ve en kaliteli eğitim aldığına inandırılmıştı toplum.. ve öyleydi. Onun içinde açtıkları dershanelere çocuklarını yazdırabilmek için yarış yapıyorlardı.

Ak Parti de ilk iki döneminde en büyük destekçisi olmuştu. Yedikleri, içtikleri ayrı gitmiyordu nerdeyse. Her türlü etkinliklerinde, mutlaka Ak Partili yetkililer bulunurdu. Bulunmakla yetinmeyip, etkinliklerine en büyük katkıyı verdiler.

Yıllar sonra aralarına kara kedi girdi. Birbirlerini tenkit etmeye başladılar. Birbirlerinin dedi-kodusunu yapıyorlardı. Ve bir arada olamayacak kadar, birbirlerinden nefret eder hale gelmişlerdi.

Ve 17-25’te de ilk patlama meydana geldi. Toplum bu olaylarla haberdar oldu hükümet-cemaat kavgasından. Bu açık bir şekilde iktidar, cemaat kapışmasıydı. Kılıçlar çekilmişti.

Ve 16 Temmuz’da da ihtilal teşebbüsü oldu Bu milletin iradesine karşı bir kalkışmaydı. Milletin iradesini bir defa daha bertaraf etme teşebbüsüydü bu.

İhtilale teşebbüs edenlerin içinde bu cemaatin askeri ve sivil mensupları da vardı.

İhtilal teşebbüsünde bulunanların çoğu yakalandı. Hapse atıldı. Cezalarını aldılar. Bazıları da yurt dışına firar etti.

Mecliste araştırma önergesi Cumhur İttifakı tarafından reddedilmişti?

Faillerin ortaya çıkması, kimlerin karıştığının tespit edilmesi için çalışacaktı.

Neden reddedildi. Bu kafaları karıştıran bir tavırdır?

AK Parti’ye ilk iki döneminde tabir-i câizse kan kusturan, kapatmak için her türlü tuzakları kurmaya çalışan, ayrı bir siyasi muhalif bir partiymiş gibi boy gösteren askerler, 1961, 1982 ihtilalini yapan, 12 Mart muhtırasını veren kemâlist askerler, o akşam nerdeydiler ?

Bu ellerine geçen, Ak Parti’yi bitirme şansını kullanmamaları, böyle bir fırsatı değerlendirmemeleri mümkün değildi. Ama onların hiç ismi geçmiyor. Bunu anlamak mümkün değil?

Bu cemaatin bu işe kalkışmadığı anlamına gelmez. Katılanlar vardı. Ve cemaat mensubu insanlardan ihtilal teşebbüsüne katılanlar yakalandı. Hapisteler. En ağır cezaları aldılar. Bazıları da kaçtılar.

Ama bunların dışında, 15 Temmuz ihtilal teşebbüsüne katılmamış geniş bir kitle de vardı cemaat mensubu olarak. Bunlar suç işlemediği halde, FETÖ mensubu olarak fişlendi. Cezalar aldılar.

Suçları, cemaate mensup olmalarıydı. Hiç ellerine silah almamış bu insanlar. Bir insan öldürmeyi bırakın, bir insan dövmemişler. Terör adını duyduğu zaman korkan insanlar.

Bu insanlar bir hizmete inanmışlar. Ve bağlanmışlar.

Bu toplum FETÖ diye isimlendirildi. Yani PKK gibi terörist bir toplum olarak gösterildi. Mensubu olduğu anlaşılan herkes iltisaklı diyerek terörist muamelesi yapıldı. Suçlu görüldü. Cezalar verildi.

Hükümet tarihi bir adım attı bu arada. Terörsüz diyerek PKK’ya silah bırakma çağrısında bulundu. Ve PKK’nın başa Abdullah Öçalan militanlarının silah bırakması için çağrıda bulundu. PKK’da buna olumlu cevap verdi. Sembolik olarak 30 militanı silahını yaktı. Böyle silahsızlanmayı başlattılar. İnşallah devamı gelir. Ve bu insanlar suça karışmamışlarsa normal vatandaş muamelesi görecek.

Devlet silah bırakan militanların fikrine bakmayacak. Pişman olup-olmadıklarını sorgulamayacak. Olaylara karışmamış olanlar normal hayata dönecekler.

Zaten hazır partileri var. Yani parti altında aynı zihniyet devam edecek. Belki başka isim altında sivil toplum olarak devam edecekler.

Ama FETÖ diye isimlendirilen gruba bu muamele yapılmayacak. Bunlarla mücadeleye devam diyor sayın Cumhurbaşkanı.

Neden bunlarla mücadeleye devam. Ellerinden silah olmadığı için mi ?

PKK’ya karşı yürütülen çalışmalar, FETÖ diye ifade edilen yapı için neden geçerli değildir?

Hiç suç işlemedikleri halde, aynı yapıyı devam ettirdikleri için, topluluklarını dağıtmadıkları için suçlu olamazlar. Bir arada olmaları suç değildir. Beraber iş yapmaları suç olamaz. Birbirlerine yardım etmeleri suç teşkil etmez. Edemez.

Ne insanları haklarında böyle suç var. Ne de islamda böyle bir suç vardır.

15 Temmuz darbe girişiminde bulunanlar bellidir. Yani suç işleyenler bellidir. Cezalarını almışlardır. Diğer insanlar bununla suçlanamaz. Suçlanmamalı. Suçlamaktan vazgeçilmelidir.

Bu insanlar ne islâmî açıdan ne insanî açıdan terörist olarak suçlanamaz. FETÖ damgası bu insanlara vurulamaz. Çünkü bu insanların terörle alakası yok.

İçlerinden bazılarının hatta baştakilerin 15 Temmuz ihtilaline karışmaları bu insanları suçlu konumuna düşürmez. Bu insanları suçlu hale getirmez.

B. Said Nursi; “Birinin günahıyla başkası suçlanamaz “ ayetini tekrar tekrar işlemiştir. Üzerinde durmuştur. Ve Kur’ân’ın bir kanun-u esasiyesidir, der. Ayetin açılımı olarak, yaptığı tefsirlerinde suçlunun kardeşi, akrabaları, çoluk-çocuğu s hatta partisi suçlu olamaz, suçlanamaz, der.

Yine bu ayetlere dayanarak, bir hanede veya bir gemide bir masum ile on câni bulunsa gemi batırılamayacağını, bir masumun hakkı-hayatının korunması gerektiğini, on cani yüzünden doksan masuma ise asla dokunulamaz, suçlu ilan edilemez, suçlu ilan edildiği takdirde gazab-ı ilâhinin celbine vesile olacağını, söyler. Emirdağ Lahikası C:2

Terörsüz Türkiye için çalışılırken PKK için yapılanların, Fetö diye ifade edilen topluma yapılmaması hatta mücadeleye devam denilerek, suç işlemedikleri halde bir arada olmalalarının suç sayılması ve cezalar verilmesi, baskıların yapılması ve masumların gözyaşı afetlerin gelme vesilesi olacaktır. Devlet adamlarımız, ne kadar çok o topluma kızarsa kızın, kızgınlıkla hareket edemez. Öfkeyle karar vermeyi Allah yasaklamaktadır. Allah uyarmaktadır. Adaletle hareket edin diye emretmektedir.

“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun.

Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin.

Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır.

Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.” Mâide Suresi:8

PKK militanları silahlarını bırakarak serbest kalıyorlar. Bu diğer topluma da uygulanmalıdır. Yani suç işlememişi insanların hakkı-hukuku korunmalıdır. Adalet gereğidir.

Yoksa bu insanlarda serbest kalmak için, kandile gidip, emaneten silah alıp, silah mı bıraksınlar PKK’li militanlarla birlikte.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR RESİM VE YORUMLAR

İMAM-HATİP LİSELERİ IŞİDÇİ Mİ YETİŞTİRİYOR

15 TEMMUZ GECESİNİN KAHRAMANLARI