İMANIMIZ YANIYOR, EVLADIMIZ YANIYOR

Çok dehşetli bir zamanı yaşıyoruz. İmanların muhafazasının zor olduğu bir dönem. Efendimizin tabiriyle elde ateş tutmak gibi zor olduğu bir dönem. Nesillerimizi kaybediyoruz. Ayakları kayıyor. İmanları gidiyor. Kimi ateist, kimi deist, kimi agnostik kimi satanist kimi başka Allah'tan uzaklaşma adına ne düşünceler varsa onlara kaymaktadırlar.

Bunu bir asır önce gören Bediüzzaman Hazretleri feveran etmiş; "Bana 'Sen şuna buna niçin sataştın?' diyorlar.
Farkında değilim.
Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor.
İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor.
O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum.
Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var?
O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi?
Dar düşünceler, dar görüşler!" diye feverân ediyor.
Maksat, gaye nesillerin imanını kurtarmak.
Bunun için; "Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de.
Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına bir şey bilmiyorum.
Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı.
Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım.
Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim.
Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım.
Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim.
Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti."
Üstadımız, ülkemiz Kur'ansız kalmasın, nesillerimiz imansız olmasın diye olağanüstü gayretler gösterirken, engellemelere takılmazken, hapishanelerde bile hizmeti düşünürken bu milletin evlatları da onu yalnız bırakmadılar.
Herkesin korkutularak kaçırıldığı, ürkütüldüğü, kaçmayanlara gözdağı verildiği, işinden edildiği, hayatları kendilerine zehir edildiği bir dönemde , bu memleketin yiğit evlatları üstada sahip çıktılar.
Hizmetine sahip çıktılar. Eli, ayağı, gözü, kulağı oldular.
Üstadımız gibi onlarda fedakarlık gösterdiler.
Yüzlerce, binlerce talebesi oldu.
Hayatlarının sonuna kadar yanında, hizmetinde oldular.
Ve bu insanlarda hayatlarının sonuna kadar hizmet ettiler. Yazdıkları binlerce sahifeyi hayatlarının sonuna kadar sahip çıktılar. Anlattılar.
Hâin çıkmadı. Köşeyi dönmeye çalışan çıkmadı.
HEpsi son nefeslerine kadar mütteki mümin olarak yaşadılar.
Şimdi bu insanlara çamur atmaya çalışanlar var.
Bu insanları suçlamaya çalışanlar var.
Sizin yolunuz, yol değil.
Hem de dünyada, hem ahirette perişan olursunuz.
Ümmetin reddettiği topluluk olursunuz.
Zekeriyya Kocalan


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR RESİM VE YORUMLAR

İMAM-HATİP LİSELERİ IŞİDÇİ Mİ YETİŞTİRİYOR

15 TEMMUZ GECESİNİN KAHRAMANLARI