İRAN VE İSLAM ÜLKELERİ


Şahlık yönetiminden, şeriat yönetimine geçeli neredeyse yarım asır oldu. On yıllar geçti. Yeni dönemde, yeni nesiller yetişti.

İslâmı esas alan, Kur’an kanunlarını uygulayan bir ülke.

Şerîat; adaletttir. Şeriat bütün halkların hakkını korur. Ayırım yapmaz.

Şeriata gören yöneten Mollalar da ayırım yapmamalı. Yapamamalı. Allah korkusu engel olmalı. Ama mollalar yapıyor.

Şeriâtı uygulamıyor Mollalar. Şerîatın gereğini yapmıyorlar.

Ülke içinde adaletli değiller. Mesela ehl-i sünnete baskı yapıyorlar. Şiiliği zorla kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Mezhepçilik ön planda. Şii mezhebi devletin koruması altında.

İslam ülkelerinde de mezhepçiliği yaymaya çalışıyorlar. Bunun için diğer mezhep mensuplarıyla çatışmaya girmekten çekinmediler. Suriye’de, Lübnan da, Yemende Müslüman kanı döktüler.

On yıllardır idarede olan mollalar, diğer islam ülkeleriyle ilişkisinde mezhepçiliği, şiiliği esas aldılar.

Suriye’de sadece Şiilik hatırına Esedle beraber olup, karşılarındaki sünni Müslümanlara silah çektiler. Çatışmalara girdiler. Yüzlerce Müslümanın kanını akıttılar.

Halbuki İran, Şeriâtı uygulayan bir devlet olarak, Suriye’ye barış gelmesi için çalışmalıydı. Kavgayı değil, barışı esas almalıydı. Dışarıdan biri olarak kardeşlerin arasını bulmalıydı.

İran, Suriye ve Türkiye ile bir araya gelmek için gayret göstermeliydi. Bunu yapsalardı bu günkü rezilliği yaşamazdık.

Türkiye içinde aynısı geçerli değil mi ?

Suriye Devletini karşısına aldı. Esed’e düşman olundu.

Halbuki tarafsız olmalıydı. Suriye’de ki çatışmalar da arayı bulmak için çalışmalıydı. Bunu yapsaydı milyonlarca Suriyeli göç etmek durumunda kalmazdı. Milyon insan ölmezdi.

Suriye, İran ve Türkiye’nin üzerlerine düşen görevleri yapmamalarının, şeriata uygun davranmamalarının, kardeşlik hukukunu uygulamamalarının faturasını ödüyoruz. Hem de çok pahalı olarak ödüyoruz. Kanla, gözyaşıyla, sıkıntılarla, göçlerle ödüyoruz. Yağmur taneleri gibi dağınık olmanın sıkıntılarını yaşıyoruz. En ağır bir şekilde yaşayan ise Filistinli kardeşlerimiz.

İran, Arabistan’la, Pakistan’la, Mısır’la, Türkiye ve diğer islam ülkeleriyle kardeşliği gerçekleştirmek için çalışsaydı, Kur’anın “müminler kardeştir “ kudsi kanununu uygulamak için gayret gösterseydi, kardeş hukukuna uysaydı bu günkü sıkıntılar yaşanmazdı. Bu günkü rezalet ortaya çıkmazdı. İsrail bu günkü yaptığı şirretliğini yapamazdı.

İran Kur’an’ın anlayışını esas alarak, Kur’an’dan çıkmış olan bütün mezhepleri, tarikatları, cemaatleri kucaklasaydı bu günkü düştüğü sıkıntılı duruma düşmezdi.

Bu gün bunları gerçekleştirmemenin sıkıntısını çekiyorlar.

Demek ki şeriatı ilan etmek yetmiyor. Önemli olan şeriatın uygulanmasıdır. Önemli olan şeriatın her yönüyle yaşanmasıdır.

Şerîatın sadece ceza içeren kanunlarını uygulamakla, şeriat uygulanmış olmuyor.

İşte İran bir örnek. Güya şeriatı ilan ettiler. Bizde ki 1930’lardan farkları yok. Şeriatı kullanarak, diktatörlük yapıyorlar.

Arabistan’ı, Afganistanı, Yemeni de al İran’ın yanına koy. Güya Allah’ın kanunlarını uyguluyorlar. Ama kendi iktidarlarını korumak için kullanıyorlar. Anlayışlarını devam ettirmek için uyguluyorlar. Allah’ın kanunlarını Allah için uygulamıyorlar.

Uygulamış olsaydılar çoktaaaan ittifak edip, birlik olmuşlardı.

Olamadılar. Rezil oldular. Allah dağınıklıklarını, rezilliklerini İsrail musibetiyle ortaya çıkardı.

Bir araya gelmelerini şeriat istiyor.

Ya Türkiye. Türkiye başka mı ?

İlk yıllarda ki ilişkiler, dostluklar bitti. Neredeyse düşman haline gelindi. Yeni yeni bunun yanlışlığına varılıp yeniden ilişkiler düzeltilmeye çalışılıyor.

Ama ba’de harabil Gazze’den sonra.

Müslümanları rezil rüsvay eden, perperişan eden İsrail musibetine karşı bile, birlik olamadılar. Beraber hareket edemediler. Bir karar alamadılar.

Birleşmiş milletler gibi soğuk, herkesin zihninde ayrı plan ve düşünce, birbirine güven duymayan bir manzara. Toplandılar ve bir bildiriyle yetinerek dağıldılar.

Gazzenin yerle bir olması bile bir araya getiremedi. Beraber hareket etmelerini sağlayamadı.

50 bin masum Müslüman çocuğun ve kadının öldürülmesi bile bir araya getiremedi. Birlik halinde hareket etmelerini sağlayamadı. Tek ses olamadılar. Sırt sırta veremediler. İmkanlarını kullanamadılar.

Nasıl bir güvensizlik, nasıl bir egoistlik.

Zekeriyya KOCALAN

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİR RESİM VE YORUMLAR

İMAM-HATİP LİSELERİ IŞİDÇİ Mİ YETİŞTİRİYOR

15 TEMMUZ GECESİNİN KAHRAMANLARI