Sayfalar

12 Şubat 2017 Pazar

EVETCİ, HAYIRCI BÖLÜCÜLÜĞÜ

 Kur’an bize şeytandan Allah’a sığınmamızı ister. Çünkü şeytan bizi yoldan çıkarandır. Şeytan Rabbimize karşı isyan ettirendir. Şeytan Hakkı batıl, batıl hak gösterir.
Onun için Şeytana uymamalıyız. Onun işin şeytandan uzak durmalıyız. Onun için şeytana karşı daima uyanık olmalıyız. Tuzaklarına düşmemeliyiz.
Üstadım kendi tarafında ki şeytan gibi birini melek gösteren, karşı taraftaki melek gibi bir insanı  şeytan gibi  göstermeye çalışan siyasetten Allah’a sığınmıştır.  Siyasetin bu tarzından dolayı siyasetten uzaklaşmıştır.  Onun için “ Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım” demiştir.
Nur Talebelerinin de aynı hatalara düştükleri görülmekte. Kendileri gibi R. Nur’u okuyan,  hayatlarının gayesi edinen kardeşlerine menfi tavırlar takınıyorlar.  
Böyle siyasetten bende üstadım gibi Allah’a sığınıyorum.
Daha geniş dairede daha vahim ve kötü durumlar yaşanıyor. Her iki tarafta kendi tarafını melek gibi, vatan sever, memleket  aşığı,  karşı tarafı ise her türlü kötülüklerin temsilcisi gibi gösterme çabasında. Her türlü söz mübah görülmekte, iftiralar edilmekte, gıybetler işlenmekte. İnsanlar, topluluklar tahkir edilmektedir.
Bu gün 55 milyon seçmen var.  Evet ve hayır oyları da  20 milyonun üstünde olduğu kesin. Yani milyonlarca insanımız evet ve hayır kullanıyor.
İki kitlede Havz-ı kebir gibi. Büyük havuz. Büyük havuzun rengi, kokusu, tadı bozulmadıkça içine düşen pislik kirletmez. Şer’an temizdir. Temiz değil diyenler şeriata aykırı davranıyorlar.
Hele İslami şuura sahip olduğunu düşünen Müslümanların kullanması  vahim.
Ümmet şuuruna sahip olduğunu iddia edenlerin kullanması çok kötü.
Bir vücudun azaları gibi olması gereken Müminleri hastalıklı vücut , hastalıklı toplum, dağınık toplum haline getiriyorlar.
Üstadım“Sakın, sakın, dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar  sizi tefrikaya atmasın.”diye N. Talebelerini uyarır.
Nur Talebelerine söyler ama bütün Müslüman kardeşlerimizin uyması gereken Kuran’ın kuralı.
Müminler kardeştir. Yani iman esaslarına inananlar kardeştir.
55 milyon insan mümindir. Müslümandır. Öyleyse kardeştir.
Çünkü müminler kardeştir.
İster hayır desin, ister evet. Milyonlarca “evet “ ve milyonlarca “hayır” diyenler müminlerdir.
İster değişen anayasa maddelerini okumuş, beğenmişte evet desin.
İster okumuş ama beğenmemişte hayır desin.
İster anayasa maddelerini değiştirmek isteyen partilere sevgisinden evet desin.
İster anayasa maddelerinin değişmesini istemeyen partilere sevgisinden hayır desin.
Yüz çeşit sebep olabilir evet ve hayır için.
Bu iman kardeşliğinin önüne geçmemesi gerekmez mi ?
Bu kardeşlik hukuku içerisinde olması lazım değil mi?
Müslümanım dediği halde, İslami yaşama azmi ve gayreti içerisinde olduğu halde, bu kardeşliği bozmak, birliği beraberliğin içine fitne sokmak vebaldir. Bu vebalin hesabı ağırdır. Kul hakkıdır bu.
İster evet için olsun, ister hayır için toplumu kutuplaştıran yazılar, söylemler, duruşlar, sosyal medyada ki sohbetler vebaldir, günahtır. Müminler bunlardan kaçınmalıdır.
Çünkü bütün ameller  karşısına çıkacak. Hakkı çiğnenenler, şahsiyeti rencide edilenler, iftiraya uğrayanlar, gıybeti, dedi-kodusu yapılanlar haklarını bir bir alacaklar.
Ayrılığa çanak tutanlar, toplumu bölenler, sevgiyi-saygıyı dinamitleyenler, iddiasını haramla savunanlar ahirette savunmasında:
“Allah’ım  ben senin için haram işledim.”
“Allah’ım ben senin için toplumu hor gördüm, hakir gördüm, böldüm, kamplara ayırdım, insanlara iftira ettim  mi”  
Yoksa “ yalan, dolan, iftira, dedi-kodu, küçük düşürmek siyasetin kuralıydı “ mı diyecek. Ne diyecek.
Müminler kardeştir ayeti, her mümine muhabbet etmemizi, sevmemizi, kucaklamamızı emrediyor.
Hataları günahları için dua edilir .
Sakın sakın dünya cerayanları …. Sizi tefrikaya atmasın diyen üstad nebevi ölçüyü hatırlatıyor.
“Evet” hatırına dost olmamalı. “Hayır” hatırına birbirini sevmemeli. Veya “evet “ hatırına “hayır” diyen kardeşine düşman olmamalı, kötü söz söylememeli. Veya “ evet” diyen kardeşine aynı şekilde olmamalı.
Birbirlerini i Allah için sevmeli. Yani mümin oldukları için, Müslüman oldukları için sevmeli.
Buğz da, öfkede Allah için olmalı. “Evet” için ve “Hayır” için  olmamalı. Kişi hatırı için, cemaat hatırı için olmamalı. Kabile hatırı için olmamalı. Irk için asla olmamalı.
Onun için “Müminim, müslümanım”  diyen herkesi sevmeli Müslüman.
Üstadım; “Rahmani bir ölçüyü bırakıp şeytani bir ölçüye sarılmayınız.” Der. Yani Allah için sevme yerine “siyaseten senin gibi düşündüğü için sevme “ “siyaseten senin gibi düşünmediği için buğz etme “ olmamalı. Bu şeytânî bir ölçü.
Bu günlerde hangisini kullanıyoruz. Hangisi dünyamızı sarıp-sarmalamış.
Dünyada zafer elde edelim derken, ahiret hayatımız hüsran olmasın.
Hani çalışıp çabalamak bizden, netice Allah’tandı. Allah senin düşündüğünü gerçekleştirmek zorunda mı ?
Öyleyse bu hırs neden.
Davanızı anlatın ama harama düşmeden. Davanızı savunun ama kardeşini ötelemeden. Davanızı haykırın ama birliği-beraberliği bozmadan.
Hangi taraftan olursa olsun birliği zedeleyenler, ayrılık tohumları ekenler bu memlekete ve dinimize en büyük zararı verenlerdir. İsterse cami kürsüsünde vaiz veya Cuma hutbesinde ki imam olsun. İsterse Kur’an tefsirini bir ömür boyu okuyan, anlatan olsun.