Sayfalar

29 Ocak 2017 Pazar

HRİSTİYANLARDA GÖRÜLEN MÜSLÜMAN AHLAKI MÜSLÜMANLARDA Kİ GÖRÜNEN…….

15 Temmuz gecesinin zalimlerini, katillerini, devlete isyan edenleri asın.
Ama 15 temmuz gecesiyle hiç ilişkisi olmamış, alkışlamamış, destek olmamış kendi işinde-gücünde olanlardan ne istiyorsunuz Allah aşkına.
Star Gazetesi’nin yazarlarından Ahmet Taşgetiren’in  29.1.2017 tarihli yazısını okudum.
"Karşımda 54 yaşında bir profesör var. Zaman zaman kendisine hakim olamıyor, ağlıyor. Karşınızda böyle bir insanın gözyaşlarına hakim olamadığını gördüğünüzde ne hissederseniz, öyle oluyorum ben de.
Dicle Üniversitesi’nden ihraç edilmiş, 46 gün tutuklu kalmış, şimdi adli kontrolle dışarda.
Bitlis Ahlat’tan. “Türkmeniz” diye tanımlıyor kendisini, ailesini..." -1-
Dünyamı hüzün kapladı. Gözlerim doldu, taştı ağladım sabahın seher vaktinde. Çaresiz çırpındım. “Bunlar olmamalıydı. Olmamalıydı “ diye söylendim durdum. Ama o kadar. Çaresizlik ne kadar kötü bir şey.
Temmuz’dan bu yana kaç ay geçti. Binlerce mazlum ve mağdur kan ağlıyor. Sokağa çıkamıyor. Kimseyle konuşamıyor. Ne yapacağını bilemiyor. Nereye gideceğini bilemiyor.
Ama Müslümanlar duyarsız, sağır veya  “onlardan cemaatten “ diyerek suçlayanlar,  hatta “onlara az bile “  diyenler bile var.
 Demek sizin bir yakınınız, akrabanız, dostunuz masum ve mazlum olarak zarar görmedi. Siz bu sıkıntıyı hissetmediniz. Bu ızdırabı yaşamadınız.
İşsiz, güçsüz, itibarı sıfırlanmış, toplumdan soyutlanmış çaresiz çırpınan, inleyen bir akrabanız yok.
Bir kan kardeşiniz bu duruma düşmedi.
Yeğeniniz, kuzeniniz bu duruma düşmedi.
Düşmedi ki yanan bir yüreğiniz yok.
Devlet devletliliğini yapmıyor. Gerekeni yapmıyor. Aylar geçmesine rağmen yapmıyor.
Ne için ?
Ne için zalim-mazlum, masum-suçlu ayırımı yapılmıyor.
Evet benim bir akrabam atıldı alındı ve tekrar atıldı. Allah.Allah.
 Attınız. Hiçbir sebep göstermediniz. Yuvarlak ifadeyle “atıldınız “ dediniz.
Aylarca sıkıntı çekti. Depresyona girdi.
Aldınız. Kaybolan eşeğini bulan fakır gibi sevindirdiniz.
Ama şimdi yeni açığa aldınız.
Neymiş. Bankasya’yla ilişki varmış.
Hatırı sayılır makamda ki dostuma gittim. Durumu anlattım.
Bana yol gösterdi.
“Bir siyasi kanalla halledebilirsin.”
Allah, Allah.
Kendi bakamıyor, bir şey diyemiyor. Diyebilecek ve bakabilecek durumda olduğu halde.  Çünkü; ‘cıs’ yakar.
Masum akrabam için kapı kapı dolaşacam. Önlerinde diz çökecem. Siyasetçiye dil dökecem. Yalvaracam. “Biz mazlumuz” diye.
Yetkililerin işi ne?
Hayatım boyunca hiç yapmadığım bir iş. Zarar gördüğüm halde, şahsiyetim rencide edildiği halde gidip konuşmadım. Kapı kapı dolaşmadım.
“Rabbimin bir bildiği vardır” dedim.
Yanlışta anlaşılsam, müdahele etmedim. İsyan etmedim. Sineme çektim. “Tevekkeltü alellallah” dedim.
Ama bu kadar ağır bir darbe yememiştim çok şükür.
Bu kadar kötü  haksızlığa uğramamıştım çok şükür.
Ama kendim uğramış gibi hissetmeye çalışıyorum.
Çalışıyorum ama elden bir şey gelmiyor.
“Bir topluluğa kininiz sizi adaletsizliğe sevketmesin. Adil olun “ buyuruyor Rabbim.
Müslüman Müslümana adil olmuyor.
Önce suçlu ilan ediyor. Açığa alıyor. Atıyor.
Müslümanlarda suskun .
Amarika’da ki hiristiyanlar kadar da olamadık, olamıyoruz.
Müslümanlara yapılan haksızlıklara, meydanlara çıkarak itiraz ediyorlar, protesto ediyorlar. Mazlum ve mağdur Müslümanların yanında yer alıyor Hristiyanlar.
Ama Müslüman,  Müslümana yapılan haksızlıklara suskun. Hatta alkışlıyor.
Nerdesin Müslümanlık.
Galiba  K. Kerim’in içinde. İki kapak arasında.
1-http://www.star.com.tr/yazar/16-kardesten-biriyim-yazi-1181083/