Kayıtlar

MEZARDAKİLERLE SOHBET ETTİM ve BENDE MEZÂRIMA GİRDİM

Resim
  Kabir, insanlarımızın göç ettiği yerdir. Onlar dün beraber yaşadığımız, beraber yediğimiz, içtiğimiz, çalıştığımız insanlardı. Bizim gibiydiler. Rabbimin takdir ettiği ecel vakti gelince, ruhları bedenlerinden ayrıldı. Ruh yeni bir hayata adım atarken, kullandığı bedeni de bizler toprağa emanet ediyoruz. Bedenler toprak altında, toprak olsa da ruhlar yaşıyor. Bizi biz yapan ruhumuz ölmüyor, sağ. Asıl olan ruhtur. Beden ruhun elbisesidir. Yer altında toprağa karışan insanın eskiyen elbisesidir. Ruhlar hayata devam ediyor. Yaşadıkları hayat ise kabir yani berzah hayatı. Peygamber efendimiz (asm) mezarlığı ziyaret ettiklerinde kabirdekilere selâm verirdi. السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ لَلاَحِقُونَ أَسْأَلُ اللَّهَ لَنَا وَلَكُمُ الْعَافِيَةَ. Resûlullah (sav), ashâbına kabristana girdikleri zaman şöyle söylemelerini öğretmişti: “Selâm size ey bu diyarın mümin ve Müslüman olan sakinleri! Bizler de inşallah siz...

EVLÂDIN ANNE-BABAYLA İMTİHANI-3

Resim
  Anne-babalar da insandır. Hataları olacaktır. Yanlışları çok da olabilir. İyilik yapalım derken, kötülük de yapabilirler. Onlar da anne-babalarından gördükleri, okullarda öğrendikleri, çevrelerinden etkilendikleri, İslâm’ı bilebildikleri kadarıyla görevlerini yapmaya çalışırlar. Ama çocuk, onların hatalarını görüp sırt çeviremez, isyan edemez. Anne-babalık hakkı ve hatırı buna engeldir, engel olmalıdır. Bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırı vardır, denilir. Bu söz, yapılan bir iyiliğin kıymetini ifade eden ne kadar güzel bir söz.  Anne-babanın yaptığı iyilikler ise kıymeti ölçülebilecek iyilikler değildir. Anne daha hamileyken zahmete girmiştir ve büyütünceye kadar zahmet üstüne zahmet çekmiştir. Geceleri uykusuz kalmıştır. Yememiştir yedirmiş, içmemiştir içirmiştir.  Baba aynı şekilde çalışmıştır. Kazandığını ortaya koymuştur. Hayat boyu içtikleri, yedikleri ayrı olmamıştır evlâtlarıyla. Evlâtlarının hep iyi olması için çalışmışlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de açık bir şek...

ANNE-BABANIN EVLÂTLA İMTİHÂNI (2)

  Anne babanın çocuğuna dinî eğitim verme vazifesi çok erken başlar. Efendimiz Hz. Muhammed’in (asm), yedi yaşında namazı emredin buyurması, bir ölçüdür. Buna göre yedi yaşından önce öğretilmeye başlanması gerekir. Ve İslâmî hayat başlar. Yedi yaşında da ciddî takip gerekir. Büluğ çağına kadar da devam eder. Bu eğitimle çocukta İslâmî kurallar yerleşmiş hale gelir. Çocuğun yetişmesi için kural bu. Ama tersi de olabilir. Gerekli öğretim ve eğitim yapılmasına rağmen ters tepebilir. Bu da bir imtihandır. Hem de zor bir imtihandır. Görevini yapmana rağmen istediğin gibi olmayabilirler. İstediğin gibi olsa da büluğ çağında çevrenin, okuduklarının etkisiyle, nefsinin arzusuyla istenilmeyen hayatı tercih edebilirler. Kur’ân’da Rabbimiz bunun örneklerini veriyor. Hz. Nuh’un (asm) oğlu ve eşi Allah’a iman etmediler. Karısı Nuh’a (asm) düşman gibi davrandı. Ama Nuh (asm) babalık ve eşlik görevini yerine getirmeye devam etti. Onları dışlamadı. Kovmadı. Kavga etmedi. Beraber yaşadılar. Başkala...