Kayıtlar

Aralık, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İMANIMIZ YANIYOR, EVLADIMIZ YANIYOR

Resim
Çok dehşetli bir zamanı yaşıyoruz. İmanların muhafazasının zor olduğu bir dönem. Efendimizin tabiriyle elde ateş tutmak gibi zor olduğu bir dönem. Nesillerimizi kaybediyoruz. Ayakları kayıyor. İmanları gidiyor. Kimi ateist, kimi deist, kimi agnostik kimi satanist kimi başka Allah'tan uzaklaşma adına ne düşünceler varsa onlara kaymaktadırlar. Bunu bir asır önce gören Bediüzzaman Hazretleri feveran etmiş; "Bana 'Sen şuna buna niçin sataştın?' diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var; alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!" diye feverân ediyor. Maksat, gaye nesillerin imanını kurtarmak. Bunun için; "Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Se...

EĞLENMEK MÜSLÜMANIN DA HAKKIDIR

Resim
  Yılbaşı, yeni yıla başlangıç, “yeni yıla giriyoruz” diye kutlanıyor. Eğlenceler düzenleniyor. Eğlenceler de ise sınır yok. Haram-helal birbirine karışıyor. Haramlar zevkle işleniyor. Doğrudur yılbaşı yeni bir yılın başlangıcıdır. Kimisine göre İsa asm’ın doğum yılı, yılbaşı olarak kabul edilmiş. Kimisi de değil diyor. Değil diyenler yılbaşını kutlamak istiyorlar, yılbaşına eğlencelerle girmek istiyorlar. Karşı çıkanlarda, Hristiyanlık dininden gelen bir anlayış olduğunu, hristiyanların İsa (asm)’ın doğumu diye yılbaşını kutladıklarını, törenler yaptıklarını söylüyorlar. Yılbaşında ortaya çıkan Noel baba, her yeri süsleyen çamlar da Hristiyanların bir simgesidir, diyorlar. Ama yılbaşını sadece Hristiyanlar değil, bütün dünya kutluyor. Biz Müslümanlarda miladi bir yıla göre hayatımızı düzenliyoruz. Yaşımızı hicri takvime göre değil mîlâdi takvime göre hesaplıyoruz. Günlük, senelik bütün işlerimizi bu takvime göre ayarlıyoruz. Bütün özel işlerimizde de bu takvimi kullanıyoruz. Haya...

CÂMİNİN ÖNÜNDE ÖLMÜŞ

Resim
  Çok acı bir durum. Küçücük bir şehir. Herkesin birbirini tanıdığı bir şehir. Ve böyle bir şehirde soğuk günde, Cami avlusunda bir insan yatıyor. Üç gün yatmış. Ama ne imam, ne cemaat ilgilenmiyor. âdeta ölüme terk ediliyor. Câmi Allah'ın evi. Gelenler Allah'a ibadet etmek için geliyorlar. Allah rızasını kazanmak için geliyorlar. Daha çok sevap almak için geliyorlar. Ama acilen, hemen yapmaları gereken farzı yapmıyorlar. En büyük sevabı işlemiyorlar. Sünneti yaşama adına camiye ve cemaatle namaza gelenler, farzı ihmal etmişler. Yani soğukta yatan insanla ilgilenmemişler. Onunla ilgilenmeleri ve gerekli yardımı yapmaları veya yardım yapacak ilgililere emanet etmeleri gerekirdi. Bu insanın ölümünün vebali de onlaradır. Bu farzın ihmali demek, insanlığın bitmesi demektir. İnsanlığın sönmesi, vicdanın kuruması demektir.

“ZALİM ESAT GİTTTİ “ MUTLAK GERÇEK, HAYALİ, VARSAYIM; “DAHA KÖTÜ OLACAK”

Resim
  Komşumuzda büyük bir değişim oldu. Yıllarca zulmeden idare yıkıldı. İnsanlarına insan yerine koymayan, insan yerine koymayı bırakalım bir hayvan kadar bile değer vermeyen zalim idare yıkıldı. Zalimler yıkıldı. Yüzbinlerce insan bu zulümden kaçıp bize sığınmış. Ve bu insanlar, ne kadar kucak açmış ve yardım etmiş olsak ta, misafirperverliğimizi göstersekte sıkıntı içindeydiler. Altın kafese bile koysakta; “illa vatanım, illa vatanım “ diyorlardı. Devletimiz ve hamiyetperver, cömer insanımız yardım ellerini uzattılar. Aç-açıkta bırakmadılar. Ama çaresizliklerini kullanan insanlarımızda oldu.  Çalıştıran, işverenler gerektiği kadar ücret vermediler. Üstelik bazı insanlarımız Suriye’lileri yük görmeye başlamışlardır. Çıktığımız sıkıntıların sebebi gibi göstermeye çalışmışlardı. Arap olmalarını itip-kakma, dışlama sebebi sayan faşist ırkçı insanlarımız da oldu. Ve bu insanları çoook rencide ettiler. Gönüllerini kırdılar. Siyasilerden de gitmeleri için konuşanlar vardı. Ama ...

ÜMMET ŞUURU: SURİYE İÇ SAVAŞINDAN KURTULMANIN YOLU

Suriye senelerdir iç savaşı yaşayan Müslüman ülke. Esed ailesi; yıllardır baba oğul Suriye halkını yönetiyor. Ama iyi yönetmediler. Halkına insanca muamele etmediler. Halkının isteklerine karşı çıktılar. İtiraz etmek için meydanlara çıkanları acımasızca öldürdüler. Katliamlar yaptılar. Sağ kalanları hapse attılar. Bütün bunlar Suriye ve halkının değil, kendilerinin bekası için yaptılar. İsyan çıktı. Kimisi etnik olarak, kimisi mezhepsel olarak, kimisi gördüğü zararlar sebebiyle karşı çıktı. Bu isyana da acımasız bir şekilde davrandılar. Ve Suriye darmadağınık oldu. Toprakları bölündü.   Ya öldürüldüler. Ya da kaçtılar. Milyonlarcası bize geldi. Bir o kadar Ürdün’e gitti. Dünyanın dört bir tarafına dağıldılar. Beşar Esed’in elinde bir avuç toprağı ve etrafında çok az halkı kaldı. Ve Esed bunlar bana yeter anlayışında hareket etti. Toprağını kurtarmak, tekrar Suriye devletini oluşturmak, insanlarını, yurttaşlarını bir araya getirmek gibi derdi olmadı. Olduysa da inandırıcı ol...